Sunday, September 28, 2008

Dizilere Sansür Yolda !!! Toplum nereye gidiyor?


Başbakanlığa bağlı bir birim olan Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü’nün çalışmasını tesadüfen radyoda duydum. Diziler incelemeye alınmış. Bilgisayarımın başına geçer geçmez konu ile ilgili küçük bir araştırma yaptım. http://www.medyakafe.com/haber.php?haber_id=8261 sitesinde bulduğum habere göre bahsi geçen birim dizileri içeriklerine göre incelemiş. Sözüm ona dizilerdeki karakterler ve dizilerin senaryoları topluma kötü örnek oluyormuş. Özellikle üzerinde durdukları konu karakterlerin boşanmaları ve kendi ayakları üzerinde durmaları ya da cinsel ihtiyaçlarını rahatça gidermeleri gibi konular olmuş. Bugün bu konunun incelemesi yapılıyorsa yarın öbür gün senaryolara müdahale edilirse hiç de sürpriz olmayacaktır.

Adını vermek istemediğim bazı kanallardaki toplumu karamsarlığa ve umutsuzluğa iten yayınlar, tüm ulusal kanallarda gösterilmeye başlarsa hiç şaşmayacağım.
Bir iki hafta öncesine kadar arabesk müziğinin üç büyük isminden birisinin eşinden ayrıldığı ve eşinin sırf geçim sıkıntısı derdine başını açarak bir televizyon programı için çalışacağı haberlerini hepimiz takip ettik. Bahsi geçen hanım efendinin muhafazakâr televizyon kanallarında yapılan yayınlarda dizilerde rol aldığını biliyoruz. Hayatına bu şekilde de devam edebilir ama kendisi ayrılırken özel hayatını reklam malzemesi olarak kullanıp reytingini arttırma amacında olabiliyor. Sonra mülakatlar veriyor. Kelimesi kelimesine hatırlamasam da hatırladığım kadarı ile sözleri aşağı yukarı şöyleydi: “aslında ben geçim sıkıntısı nedeni ile başımı açıp çalışmaya hiç de meraklı değilim. Ben evimde ibadetimi yapıp sakin sakin yaşamayı tercih ederim.” Ne güzel.

Muhafazakar kanallarda yapılan yayınların karakterlerinin amacı genel olarak böyle oluyor. Ben hiçbir şeye karışmayayım. Çalışmayayım, üretmeyeyim, topluma – insanlığa hiçbir değer kazandırmadan sadece ibadetimi yaparak yaşayayım.

İbadetlerin en güzeli çalışmaktır. Üretmektir. Topluma hizmet etmektir. Okumaktır, öğrenmektir, öğretmektir.

Şimdiki dizilerde insanların çalışıp kendi ayakları üzerinde durması, mecburiyetlerle hayatlarına devam etmeyip özgür iradelerini kullandıkları için suçlanması kabul edilemez. Topluma hizmet etmeye yönelik bir davranış değildir. İnsanları pasifleştirmeye, düşünmeden, konuşmadan, görmeden, duymadan yaşamaya alıştırma çabasıdır.

Daha yazmak istediğim çok şey var ama fazla uzun makaleler okunmuyor. Yazmak istediklerimin devamını bir başka makalede, insanların birey olması başlığı ile işleyeceğim.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Lütfen yorumlayın, eleştirin. Düşüncelerinizi paylaşın.
Böylece hep beraber görüşlerimizi dile getirmiş oluruz. Sadece bilgi almaktan öte yorum yaparak kendimizden birşeyler katmış oluruz.

Dizilere sansür ve yasaklamalar ile ilgili bu yazımın sonunda YouTube'un da 5 Mayıs 2008 tarihinden beri halen yasaklı olduğunu hatırlatmak isterim.

Saygılarımla,
Reyhan YILMAZ

3 comments:

Erhan said...

Selam Reyhan ve okuyan diger degerli kisiler,
Toplumda her konudaki sorunun tek nedeni, dengenin bulunamamasidir. Bir kesim kuzey kutbu diyor, digerleri guney kutbu. bu her konuda boyle, ekvatoru konusan yok. Simdi yasaklama mekanizmasini kendi istek ve emelleri icin kullananlar olabilir. Fakat su televizyondaki dizilere biraz baksak durumun ne oldugunu anlariz. Ben senin televizyonun basina oturup dizi izlemedigine eminim seni tanidigim kadariyla. Ama sorun sadece zaman kaybi degil, bugun televizyon, ozellikle diziler, toplumdaki ahlak, edep, sevgi, saygi gibi konulari gizli ve acik sekilde mahvetmektedir. Bu konuda birilerinin coktan birseyler yapmasi gerekirdi. Ama tabiki bunuda dengeyle yapmak gerekiyor. Bu nedemek, Mesela, bosanma demissin, simdi tabiki bosanmak insanlara taninan bir haktir. Ama her basit sorunda, bosanmayi dusunmek, isi cocuk oyunu haline getirmek iyi mi? televizyonlar insanlari istedigi gibi programliyor. Burada yapilmasi gereken evliligin onemi, kutsalligi, sevgi ve saygi yuvasi oldugudur, bireyler evlenmeden once bunu ogrenmeli ve cok iyi dusunmelidir. Tabiki bunlar yasaklar ile degil, karsi egitim ve programlar ile yapilabilir. Ote yandan esinden tek bir sevgi cumlesi bile duyamayan veya hareket dayak goren birininde gerekli konusma ve adimlardan sonra bu durumdan derhal kurtulmasida cok onemlidir. Ama herkonuda bir denge vardir. Maharet o hassas noktayi tutturabilmektedir. Ote yandan insanlarin cinsel ihtiyaclarini rahatca gidermeleri ne demektir. Yani modern insan, bir domuz yavrusu gibi, hormonal aktivitelerinin bir kolesi olarak, her hosuna giden kisiyle vede mumkunse her kose basinda zina fiilini yapabilen insanmidir. Ben boyle dusunmuyorum malesef. Bu konuda din -Muhammed Mustafa Efendimiz insan icin en uygun ve ideal secenekleri bildirmistir(benim inandigim budur). Bu konulari cok derin dusunmek gerekiyor. Nikah denilen olayın, cok cesitli yonleri vardir. Ve bunlarin asil yonlerini biz gozumuz ve kulagimizla algilayamiyoruz malesef. İnsan zina yaptiginda, nikahsiz iliski kurdugunda bedeninde, beyninde ve ruhunda ne gibi zararlar oldugunun bilim dunyasi tarafindan anlasilmasinimi bekleyecegiz. Bu konuda calismalar var(dusunce, enerji alani vs.), iyide tum bilim dunyasi belkide 50 sene sonra bu meselelerin derinligini anlayacak belkide, biz o gunmu bunlari kabullenecegiz, omrumuz olursa. Evet Allah buyuk bir rahmet vererek bu nesle dindeki konularin sirlari acikca gosteriyor. Ama bu hemen olmuyor. Sadece tek bir ornek vererek bu uzun yorumu noktaliyorum. Benim dusuncelerim bunlar bloga uygun degilse, istedigini yapabilirsin. Evet ornegim; googla aratalim, "Suyun hafızası". Japon bilim adamının buldugu bu muhtesem bulusu inceleyelim eger modern ve cagdas oldugumuz iddiasında isek. Bu yeni bilimsel bulusu inceleyelim. Özetle İnsan düşüncelerinin suyun yapisinda buyuk degisimler yaptigini ortaya koyuyor. Sok edici bir gelisme AMA okuyan arastiran varmi, modern oldugunu iddia eden kisilerde, bilakis bunun üzerinde derinlikli dusunen varmi cagdas oldugunu iddia edenlerde. Bu bilimin buldugu iddialarda Dinde anlatilan konularin bazi yonleriyle insanlarin gozune sokulmasidir. Artik iman noktasindan cikarilmis Akıl yoluyla mecburen anlaşılması şeklinde, buda Allahın bir rahmetidir. Şimdi birisi yanınıza gelip, suya dua okuyup onu icse ne dersiniz? diyeceklerinizin cogu sebebi televizyonlarin yaptigi beyin programlamasinin ve bilinc alti etkilemelerinin sonucudur. Tabiki her konuda oldugu gibi Din i de kullanan asagilik adi insanlar var. Ama cozum Dini kucumsemek yada redddetmekmi? biri elektrigi kullanarak adam oldururse ne deriz, elektrik mi aman uzak durun her yerden kaldırın bu cok kotu bir seymi deriz, hayır o adamın yanlış yaptigini soyler, ve biz elektrigi kendi faydamıza iyi ve guzel bir sekilde kullanırız oyle degilmi?
Bununla beraber TABİKİ elektrigi adam oldurmek icin kullanan en sert sekilde cezalandirilmalidir. Dinide bu yonde kullanan veya yasaklarla toplumu kendi arzularına gore yonlendirenlere karşıda uyanık olmalıyız. Ama Dengeyide korumak zaruridir. Aksi takdirde onlardan hicbir farkımız kalmaz yapı açısından.
Yazıyı okuyan olursa, okudugu icin tesekkur ederim, hosuna gitmeyen yerler olursa kusura bakmasin benim fikirlerimde bu sekilde. Allah hepimizin yardımcısı olsun. Selam, sevgi ve saygılarımla.

Mügen said...

Merhaba Reyhan,
Ben de Erhan adlı okuyucuya katılıyorum, aşırılıklar her şekilde felaket getirir. Burada asıl tartışılan şey islam dininin koyduğu kurallar değil, onu uygulayanların çarpıklıkları. Konuyu din açısından alacak olursak, Türkiye'de yaşayan ama müslüman olmayan kesimin hakkı yenmez mi diyeceksin belki. Hakikat şu ki islam dini, içinde başka başka unsurların olduğu toplumları bir arada tutabilen ve adil olmaya devam eden toplumsal kurallara sahip yegane dindir. (Ama unutmamak gerekir ki Türkiye Cumhuriyeti ve kurumlar dini kurallara göre değil hukuk kurallarına göre yönetilmektedir. Dini kurallar bireyler düzeyinde geçerlidir.) Ben dinini uzun zaman çarpık şekilde yaşamış biri olarak, geç de olsa elhamdülillah gördüğüm hakikati buradan paylaşabilirim. İslamın en temel kuralı sıratı mustakıymde kalmaktır. Bu da denge demektir (araştırmayı çok seven biri olarak bunu araştırmanı öneririm). Bunun dışına çıkan herşey de ya aşırılık ya da eksikliktir. Umarım toplumu oluşturan bireyler hangi dine mensup olursa olsun hep sıratı mustakıymde kalsın. Böylece dünyada cennet hayatı yaşanır...
Selam ve saygıyla...

Reyhan said...

Yorumlarını paylaşan değerli arkadaşlarıma teşekkür ederim. Görüşlerinize saygı duyuyorum ve destekliyorum. Aynı şeyleri biraz ifade farkı ile dile getiriyoruz.
Aklınıza, fikrinize sağlık...